Samimiyet adlı ülkenin gülümseyen portakal yokuşunda Karşılaşmıştık. Ben dört buçuk yaşında Bir yirmi altı boyumda On beş Filiz Akın Tarık Akan aşkı gücündeydim, Sen ise dört yaşında Yirmi beş Türkan Şoray güzelliğindeydin.. Portakal kokulu turuncu yokuşun Başında , Ben ana okuluma gidiyordum Sırtımda otuz beş şeker Ağırlığında bir çanta Sen ise yukarıdan geliyordun Boynunda kırmızı jelibonundan Atkınla Yirmi bir santim ayaklarım Hızlanmıştı ben fark etmeden Yer şekerlerine bakıyordum ki Kafamı kaldırdım Atmış beş atması gereken Elma şekeri kalbim Seni gördüğümde Yüz elli Mutlu çocuk gücünde atmıştı Dağların ardındaki bu şeker ülkenin Ana okulu yolunda O güne kadar hiç olmayan bir şey olmuştu Yirmi altı bölümlük bir mutluluk hikayesi Dört buçuk saniyede oynanmış Ve portakallar şahidimdir Bütün güzel renkli meyveler Bir araya toplanmıştı. Elimdeki mavi çiçeklerden yapılmış suluğum Mikrofonumdur hayaliyle Şeker ülkesinin ahalisine seslenecektim. Yapılmış bütün aşk şarkılarını ...
“Bir vardı , bir yoktu Aynı hayat gibiydi , O yokken bir felaket Varken masal gibiydi.” Yağmur da bir ihtimaldi. Çocuklara sorarsan boşa geçen bir beden eğitimi dersi , aşıklara sorarsan bir duble daha viski'ydi .. Bildiğim kadarıyla mutluydum , çünkü daha çok küçüktüm. Uzaktan kumandalı araba bir ihtimaldi , ve çok güzeldi. Cam şişede kolalar ve legolardan bahsediyorum. Her şey masal gibiydi. Sonrası felaket.. Aklımı kaybedeli yirmi yedi tren yolculuğu olmuştu.Tek umudum bir sonraki istasyonda ölmekti. Umutsuzluktan değil de , sonuçta bu da bir ihtimaldi. Tren’e binene kadar her şey gerçekti. hava gerçekti , ben aşıktım , sen rüyaydın , ve dolayısıyla gelecek hayaldi. Zaten bu yüzden trendi , o raylarından çıkamaz , Ve ben aynı hayata dayanamazdım. Babamı kaybedeli ben çocuk değildim. Dolayısıyla masum da değildim artık. Zaten artık kola da sevmiyordum. Her şey tuzak gibiydi. Ayna’ya bakınca hiçbir şey anlamıyordum , peynir-ekmek , domatesli günle...
- Birinci Bölüm - Hollanda Çikolatası Masal Bilimleri projesi için çok çalışıyordum.. O zamanlar Büyük Elma Üniversitesi'nde genç bir öğrenciydim. Dersin öğretmeni " La Fontaine " di. Proje ödevim olan " Hansel ve Gratel'i Cadı'dan Kurtarmak " ilk bakışta benim için çok kolay gözükmüştü.Fakat günler geçtikçe aklıma birşey gelmiyordu.Nihayet son güne geldiğimde uykusuz bir şekilde çalışıyordum.Uyku ile uyanıklık arasında onları nasıl kurtaracağımı düşünürken kendimi ormanda buldum. Orman'ın girişinden beri var olan ekmek kırıntıları benim en büyük ip ucumdu.Sonunda , evi bulduğumda çok şaşırmıştım.Renkli şekerlerden ve çikolatalardan yapılmış üç katlı bir ev.Bizim şehrimizde bile bu kadar güzeli yoktu. Gece olduğunda içeri girmeye karar verdim.Cadı kocaman bir jelibonun üstünde uyumuş , Hansel ve Gratel ise ayakta , parmaklıklardan dışarı bakıyorlardı.Hemen aklıma Üniversite'nin ilk yılında dostum Küçük Prens'ten öğren...
Yorumlar
Yorum Gönder